İnsanlar inandıkları şeylere katkıda bulunmak istiyor
Aralık 17, 2009
Biliyorum sürekli aynı şeyi söylüyorum. Ancak internetin katılımı arttırıcı rolü her geçen gün beni şaşırtmakta ve de umutlandırmakta! Facebook’da bir uygulama üzerinden çalışan Causes; Case Foundation, Causes ve PARADE Publications tarafından düzenlenen America’s Giving Challenge ve wikipedia tarzı siteler, Sivil Toplum Örgütlerinin fon sağlamak için halkla buluşmasının çok iyi bir fikir olduğunu gösterdiler ve göstermeye devam ediyorlar bizlere.
Causes ve America’s Giving Challange linklerini mutlaka inceleyin eğer daha önce gözünüzden kaçtıysa.
Ben bu sırada sizlerle 1-2 ekran resmi paylaşayım, Wikipedia’nın bağış toplama sistemi ile ilgili.
Wikipedia’da arama yaparken üstte çıkan, bağış yapan insanlardan alıntılar daha fazla kişiyi bağış yapmaya özendirmekte. Yapılan bağışın miktarının az olması önemli değil. Damlaya damlaya göl olur hesabı. İnandığın bir değere küçük de olsa bir katkıda bulunarak fark yaratmanın mümkün olduğu mesajını veriyor kullanıcılarına.
Wikimedia Vakfının sayfasına girdiğinizde ise, önünüze çıkan bilgiler yine değişen dünyanın detaylarını açıklıyor:
- Wikipedia’nın özü: İnsanlardan yine insanlara. “This is where we protect Wikipedia, the encyclopedia written by the people. Wikipedia is a nonprofit project that exists for one reason: the free and open sharing of knowledge. Your donations keep Wikipedia going.”
- Wikipedia kurucusu Jimmy Wales’ın sözü: “It stopped being just a website a long time ago. For many of us, most of us, Wikipedia has become an indispensable part of our daily lives. Help protect it now. Please make a donation today.”
- Daha önce bağış yapanlardan alıntılar: “A shining example of the Internet’s awesome potential.” — Timothy Keesey
- Ve bağışı kolaylaştıran (kredi kartı veya paypal) vergiden muaf bağış yapma butonu.
İnsanlar inandıkları şeylere katkıda bulunmak istiyor. Onlara bunu kolaylaştıracak araçları ve inanmalarını sağlayacak güveni vermek kalıyor bizlere.

Türkiye’de internetten halk desteği ile bağış toplayan STKlar hangileri? Ne kadar etkili bu bağışlar bilgisi olan var mı?
Terra Madre, Toprak Ana Günü
Aralık 11, 2009
İkinci bir gecikmeli haberde Toprak Ana Günü için geliyor. 10 Aralık Terra Madre, Toprak Ana Günü idi. Sürdürülebilir ve lokal yemeyi geniş alanlara yaymaya çalışan Slow Food‘un düzenlediği Toprak Ana Günü 120 ülkede 1000′den fazla aktivite ile lokal gruplar arasında kutlandı.

Slow Food hareketi kurucusu Carlo Petrini‘nin Slow Food, Bilinç ve Sorumluluk hakkındaki görüşlerini bu yazıda bulabilirsiniz.
Hepinizin Toprak Ana Günü kutlu olsun
Gönüllülüğün Kazanımları
Aralık 11, 2009
5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü idi. Son 1 haftadır internete sık giremediğimden dolayı, gecikmeli de olsa bu günün anısına , Hülya Denizalp’in ÇEKÜL (Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı) Evi’n de yaptığı gönüllülük kavramı ile ilgili konuşmasını paylaşmak istiyorum sizlerle.
Gönüllülüğün Kazanımları, Hülya Denizalp
Postu okuyanlar arasında gönüllüler varsa, hangi STK’da ve/veya projede gönüllük yaptıklarını paylaşırlarsa sevinirim.
Yeni nesil yardımlaşma platformu: DonorsChoose
Aralık 3, 2009
İnternetin katılımı arttırmakta kullanılan önemli araçlardan biri olduğundan daha önce bahsetmiştim blogda. “Vatandaş yardımseverliği”, “P2P Philantropy (Eşler arası hayırseverlik)”, “Başkalarının ve kendinin hayatında fark yaratmak” internetin katılımın artmasına olan olumlu etkisi ile son zamanlarda sıkça duyduğumuz kavramlar.
Özellikle Amerika’da bu alanda çok fazla şey olmakta. Yardımseverlik yeni bir boyut kazanmakta ve halkın etkinliği ile büyük etkiler yaratılmakta bu günlerde. İşte ben de bu alanda bir örnek olarak DonorsChoose‘dan bahsetmek istiyorum sizlere.
DonorsChoose ihtiyaçları olan öğrencilere yardım etmeyi kolaylaştıran, yardım etmek isteyenleri sınıfların ihtiyaçları ile buluşturan bir online yardım platformu.
Bize de tanıdık gelen bir ihtiyaç anında doğmuş DonorsChoose. Amerika’daki devlet okullarının daha kaliteli bir eğitim vermek için karşılanamayan bir çok ihtiyacı bulunmakta. İnsanlar bu ihtiyaca karşılık vermek istemekte ancak yardımlarının gerekli yere ulaşmamasından ve bir etki yaratılamamasından dolayı aksiyona geçememekteler.
Bu problem ve problemden doğan fırsatın farkında olan Charles Best, sosyal çalışmalar öğretmeni, bir gün öğrencileri ile konuşurken yeni bir web sitesi yaratmaya karar verir. Öğrencilerinin de gönüllü olarak çalışmaya başlaması ile 2000 yılında DonorsChoose hayata geçer ve günümüze kadar 200.000 öğretmen ve vatandaşın fark yaratmasını sağlar.
Her topluluktaki öğrencilerin, öğrenmek için gerekli kaynaklara ulaşmaya hakkı vardır ilkesi ile doğmuş olan DonorsChoose’un işleyişi gayet basit:
1. Devlet okulu öğretmenleri sınıflarında gerçekleştirmek istedikleri projeleri ve proje ihtiyaçlarını belirtiyorlar sitede. Bu ihtiyaçlar kitaptan, kaleme, bilgisayardan, mikroskopa çok çeşitli alanlarda olabiliyor. Siteye giren bireyler, projeleri inceleyip, yardım etmek isteyecekleri projeleri buluyorlar ve istedikleri miktar kadar yardımda bulunuyorlar.
2. Hedef miktara ulaşıldığında DonorsChoose proje için gerekli materyali okullara ulaştırıyor.
3. Projenin gerçekleşmesine katkıda bulunan kişiye, projenin fotoğrafları, alınan her bir doların nerelere harcandığını gösteren masraf raporu, öğrencilerden ve öğretmenlerden gelen teşekkür mektupları ulaştırılıyor.
İhtiyacı bire bir yaşayan insanların (öğretmen ve öğrencilerin) oluşturduğu bir sistem olması, DonorsChoose’un başarısını da birlikte getirmekte. Gayet basit ve anlaşılır olan çalışma sistemi, öğretmenlere katılımcı rolü verilmesi, materyallerin DonorsChoose tarafından alınması, yardım eden kişiye yardımın tam olarak ihtiyacı karşıladığını gösteren raporlamalar sistemin farklılığını yaratmakta.
Şu an itibari ile web sitesinde yardım bekleyen 18.515 proje bulunmakta. Gereken yardımın tamamını alıp gerçekleştirilen proje sayısı 105.775 ve toplam 33.248 okuldan 115.709 öğretmen proje girişi yapmış durumda.
Web sitesinde yayınlanan bir kaç grafiği de sizlerle paylaşmak istiyorum DonorsChoose’un etkisinin daha anlaşılır hale gelebilmesi için:
Grafikten de görüldüğü gibi web sitesinin etkisi her geçen gün artmakta. Kriz yılı olmasına rağmen 2009′da yapılan yardımlar büyük artış göstermekte. Şu ana kadar $41.878,290 yardım toplanmış ve 2,690,768 öğrenciye yardım edilmiş DonorsChoose sayesinde.

Yoksulluk oranı yüksek okullardan gelen proje talepleri ve bu okullara giden yardım oranları diğerlerine göre daha fazla. Ayrıca 2. grafikte görüldüğü gibi DonorsChoose Amerika’nın hemen her bölgesinde etkili konumda bulunmakta.
Bu noktanın projenin başarısı açısından özellikle önemli olduğunu düşünmekteyim. Bu tarz bir projenin Türkiye’de uygulanmaya başlanması durumunda, teknolojik gelişmelerin(internete ulaşılırlık) yoksulluk oranının yüksek olduğu kesimlerde hala bulunmuyor olması çözmemiz gereken problemlerin başında gelmekte.
Hangi alanlarda daha çok yardım sağlandığını da yukarıdaki grafikte görebilirsiniz. Sağlanan kaynakların oranına bakacak olursak, %27’sini kitaplar, %22’sini teknoloji, %41′ini sınıf malzemeleri ve %2’sini geziler ve sınıfa gelen ziyaretçiler oluşturmakta. Bu sağlanan kaynakların %81′i bir sonraki yıllarda diğer sınıflar için de kullanılmakta.
Bitirmeden önce son olarak DonorsChoose hediye kartlarından bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda Google, Yahoo ve Crate and Bartel gibi büyük şirketler çalışanları ve müşterileri için 25-100$ arasındaki DonorsChoose hediye kartlarını kullanarak, hediye verdikleri kişilerin yardım etmek istedikleri projeyi bulmalarını ve yardım ederek fark yaratmalarını sağlamaktalar.
Aynı zamanda başka bir yerden aldığın ve kullanmak istemediğin bir hediye kartın var ise bunu Plastic Jungle‘dan DonorsChoose’un hediye kartı ile değiştirmek de çok kolay.
Yani kısaca, DonorsChoose yeni nesil bir yardımlaşma platformu. Sorunların çözümünü sadece devletten beklemenin yetersiz olduğuna, küçük yardımlarla büyük farklar yaratılabileceğine inanan insanların kurduğu ve kullandığı bir sistem.
Umarım bir gün Türkiye’de de örneklerini görebilmemiz umudu ile!
Herkese mutlu bayramlar öncelikle!
Hazır gün bayram iken ben de ne zamandır nasıl daha verimli hale getirilebilir diye düşündüğüm bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum. Amaç sizlerin de fikirlerini alıp, çözüm önerileri yaratabilmek.
Konuya gelirsek, zekata değinmek istiyorum bugün.
Aslında her şey geçen bayramda dedeme sosyal girişimciliğin ne olduğunu anlatmaya çalışırken başladı. Örnek olarak da Muhammed Yunus’un Bangladeş’te başlattığı mikro kredi uygulamasını vermiştim. Dedemden gelen yorum çok ilginçti ve benim uzun zamandır konu üzerine düşünmemi sağladı. Dedemin sosyal girişimcilik hakkındaki ilk yorumu ana hatlarıyla şöyleydi:
“Ama bu yeni bir kavram değil ki. Tarihte hep olmuş bizimde karınca kararınca katkıda bulunmaya çalıştığımız bir şey. Hatta ben zekatı nasıl daha etkili bir şekilde verebilirim diye düşünüyorum. Keşke benim zekat verdiğim kişi bir sene sonra zekat verebilecek duruma gelse. Bu bir sene boyunca da ben kendisi ile istediği zaman tecrübelerimi paylaşabilsem.”
Dedemin hedeflediği yardım etmeye çalıştığı insanlara balık vermektense, balık tutmayı öğretmekti. Ve bunu da neredeyse bir iş meleği mantığı ile yapabilmek!
İşte o günden beri kafamı kurcalayan soru, zekat vererek topluma katkı sağlamak isteyen insanlara nasıl yol gösterilebilir ? Bu katkının topluma ekonomik, sosyal ve çevresel geri dönüşü nasıl sağlanabilir?
İnternet de zekat hakkında biraz gezindiğiniz de çok fazla tartışmalar bulunuyor vergi-zekat çerçevesinde. Ben bu tartışmalara girmeden Türkiye’de 2004′de başlayan bir uygulamadan bahsetmek istiyorum.
Ntvmsnbc’de 14 Ocak’ta yayınlanan habere göre 2004 yılında fakirlere yardım amacıyla gıda, temizlik malzemesi, giyecek ve yakacak maddesi bağışlayan şahıs ve şirketlerin daha az vergi ödemesinin yolu açıldı. Kuruluş sözleşmesinde gıda bankacılığı yazan vakıf ve derneklere bağış cazip hale getirildi. Bağışın tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebildiği gıda bankacılığı yapan kuruluşların “Kamu yararına çalışan kuruluş (KYÇK)”olması da gerekiyor. Böylece vergi yerine zekat vermek isteyenler için son 4 yıldır adres gıda bankacılığı yapan kuruluşlar oluyor. İSMMMO’nun araştırmasına göre gayri resmi yardımların da eklenmesiyle Türkiye’de son 5 yılda 8 milyar TL’lik yardım ekonomisi oluştu. 2004’te gıda bankacılığına yüzde 100 vergi teşviki getirilmesinin ardından Türkiye’de 20 gıda bankacılığı derneği kuruldu.

KYÇKların vergiden muaf olmaları konusunda İSMMMO başkanı Yahya Arıkan’ın sözleri ilginç:
“Teşvik STK’ların geneli için sağlanmalı ve belirleyici mekanizma siyasi tercihlere bırakılmamalı. Statünün verildiği kuruluşlarla ilgili siyasi tercihlerin etkili olması endişesi yanı sıra insan hakları başta olmak üzere bazı alanlarda faaliyet gösteren örgütlere bu statünün verilmediği ve KYÇK sayısının gereken seviyenin çok gerisinde kaldığı açık.”
Ancak bu post ta tartışmak istediğim nokta KYÇK’ların vergiden muaf olmaları konusunda değil. Bu tamamen farklı bir tartışma konusu.
Benim üzerine düşünmek sizin de tartışmaya katılmanızı istediğim konu, Türkiye’de yardım alanında önemli etkisi bulunan zekatların profesyonel anlamda yönetilip, katkı alanının genişletilebilmesi için gıda bankalarının yeterli olup olmadığı ve bu konuda neler yapılabilir sorusu.
İlginç olarak gıda bankaları hakkında daha önce Türkiye’de neler olup bittiğine bakmıştım. Çünkü İspanya’da gayet iyi işleyen bir sistem. Türkiye’den farklı olarak esas yardım sağlayıcılar şirketler. Diğer bir fark ise ülke çapında plan ve denetim yapan gıda bankası federasyonunun bulunması. Bu gıda bankalarının daha kontrollü ve etkili çalışmalarını sağlamakta. Aynı zaman da gıda bankaları Avrupa federasyonu ile de birbirlerine bağlanmış durumdalar. Böylelikle tecrübelerin paylaşılması, gıda bankalarının birbirlerinden öğrenmesi ve etki alanlarının genişletilmesi sağlanmakta.
Türkiye’de ki duruma baktığımızda zekat gibi bireylerden gelen önemli bir finansal yardım gıda bankalarına aktarılmakta. Kurulan 20 derneğin -2007 yılı beyannamelerine göre- aldıkları yardım ve bağış miktarı yıllık en az 897 bin TL oldu. Yılda ortalama 897 bin TL yardımı paylaştıran 20 derneğin her yıl bu miktardaki yardımı yönettiği dikkate alındığında 2003’ten sonra 4 milyon 485 bin TL’lik ‘gıda bankacılığı’ sektörü oluştuğu ortaya çıktı.
Gıda bankaları daha etkili bir yöntem ile çalışırsa sağladıkları bu yardımı hali hazırda bulunan şirketlerden sağlamaları mümkün. Böylelikle zekat yardımları katkı değeri yüksek projelerde kullanılabilir.
Bunun yanı sıra Türkiye’de gıda bankalarının plan ve denetimini sağlayan bir kurum/federasyon bulunmamakta. Avrupa Federasyonu’na üye olan hiç bir gıda bankası da yok.
Özetlemem gerekirse;
- 2004′deki KYÇK hakkında yapılan son uygulamadan sonra gördüğümüz gibi zekat yardım ekonomisinde önemli bir yer tutuyor.
- Planlı ve denetlenebilir bir yönetim sonucu bu miktar topluma sosyal, ekonomik ve çevresel anlamda büyük katkılar sağlayabilir.
- Ancak gıda bankaları planlı yönetim ve geniş etki alanı için yeterli değiller.
Peki bu alanda neler yapılabilir? Benim ilk aklıma gelenler:
- Bu miktar hali hazırda işleyen mikro kredi projelerine aktarılabilir.
- Bağımsız olarak, bu tür projeleri etkili bir şekilde yönetecek bir kurum altında kurulan komisyonlar, topluma katkı değeri daha yüksek bir şekilde yardım etmek isteyen insanlara yol gösterebilirler. Toplumdaki önemli ihtiyaç alanları belirlenip, bu konuda projeler hazırlanıp, yardım edilen miktarın topluma geri dönüşü arttırılabilir.
Sizin de bu konu ile ilgili çözüm önerileriniz varsa dinlemekten çok mutlu olurum.
Mutlu bayramlar tekrar
Katılım sağlamak: ortak hedef
Kasım 2, 2009
2008 yılında, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından hazırlanan İnsani Gelişme Raporu, Türkiye’de gençliğin karşılaştığı sorunlara geniş bir perspektiften bakıyor. Rapor, Türkiye’nin geleceği için çok değerli olan gençlere yönelik ulusal bir politikanın olmamasının, etkili ve çözüme yönelik hareket etmeyi zorlaştırdığını belirtmekte.
Bugün sabah dergileri karıştırırken gördüğüm aşağıdaki reklam, gençlik için ulusal politika yaratırken interneti kullanarak, vatandaş katılımını sağlamanın güzel bir örneği.

Yukarıdaki kampanya Katalan hükümetinin gençleri kendi geleceklerinde söz sahibi olmaya davet etmesi ile ilgili. Ulusal politika hazırlanırken gençlerin esas ihtiyaçlarına ulaşabilmek için, hükümet interneti araç olarak kullanarak, gençlerin eğitim, iş, sağlık, kültür, katılım, yaşama yeri ve eşitlik hakkındaki taleplerini paylaşmalarını istemekte.
Katılım sağlamak şirketler, kamu kuruluşları ve STKlar için ortak hedef. Çözmeye çalıştığımız sorun, gerek bir ürün/servis, bir kampanya hakkında olsun, gerekse ulusal politikayı hazırlamak olsun, sorundan direk etkilenen insanlara ulaşamadan, sorunun çözümü çok zor.




















