Yoksulluğun önlenmesinde “adil ticaret”
Ocak 25, 2010
Son zamanlarda yoksulluğun önlenmesi için sosyal, ekonomik ve çevresel kalkınma sağlayan sürdürülebilir modeller üzerine çokça düşünmekteyim. Yurt dışında sıklıkla gördüğüm kooperatif ve adil ticaret uygulamaları özellikle ilgimi çekmekte.
Adil Ticaret gelişmekte olan ülkelerde üreticilere yardımcı olmak ve sürdürülebilirliği teşvik etmek amacı ile kurulan organize bir toplumsal hareket ve piyasa bazlı bir yöntemdir. Bu toplumsal hareket üreticilere, ürettikleri ürünler için daha fazla ödenmesi gerekliliğini savunmanın yanında, sosyal ve çevresel bir dizi standardı da beraberinde getirmektedir. Genelde gelişmekte olan ülkelerden gelişmiş ülkelere el işi ürünleri, kahve, kakao, şeker, çay, bal, pamuk, taze meyve, çikolata ve çiçek tarzı ürünlerin ihracatını kapsar.

Adil ticaretin standartlarının başında:
- Adil ticaretin taraflarının küçük ölçekli aile işletmelerinden oluşmaları
- Politik olarak bağımsız organizasyonlar altında örgütlenmeleri
- Ekolojik hedefleri gözetmeleri, doğal kaynakları koruyarak sınırlı kimyasal madde kullanmaya gayret etmeleri gelmektedir.
Adil ticaret yapan organizasyonların bir çoğu ulusal veya uluslararası federasyonlara üye veya bu federasyonların verdiği sertifikalara sahiptir. Bu federasyonlar adil ticaret organizasyonları arasında koordinasyon ve promosyon sağlayarak bu organizasyonların işlerini kolaylaştırmayı sağlamakta. Fairtrade Labelling Organizations International (FLO), World Fair Trade Organization (WFTO), Network of European Worldshops (NEWS) ve European Fair Trade Association (EFTA) bu organizasyonlara bir kaç örnek.

2008 yılında adil ticaret sertifikalı ürünlerin satış oranı €2,9 milyarı bulmuştur. Bu 2007 yılına göre %22′lik bir artışı ifade etmekte.
Türkiye’deki duruma bakacak olursak görünen o ki hala yukarıda bahsettiğimiz organizasyonlardan hiçbirinin Türkiye’de sertifikalama ofisi bulunmamakta. Okuduğuma göre Alter-Eco adlı adil ticaret yapan Fransız bir şirket, 2006 yılında Adıyaman’dan 4 tonluk kuru üzüm talebi için 3 yıllık bir anlaşma yapmış. Ancak devamı nasıl oldu, bunun sonrasında Türkiye’de neler yapıldı çok bir şey bulamadım işin açıkçası.
FLO ofisine mail attım, Türkiyedeki çalışmaları hakkında bilgi almak için. Bakalım ne diyecekler. Ancak o zamana kadar, sürdürülebilir kalkınma için bir fırsat alanı yarattığına inandığım adil ticaret ile ilgili görüşlerinizi ve bilgilerinizi paylaşırsanız, dinlemekten mutluluk duyarım.
Kaynak:
http://www.birikimdergisi.com/birikim/dergiyazi.aspx?did=1&dsid=328&dyid=4922
http://www.turkcebilgi.com/kose_yazisi_89975_elif-ergu-kuru-uzumlerin-fransa-yolculugu.html
Spanish way of creating community
Ocak 12, 2010
Almost 2 weeks passed and I did not have time to write any post to the blog. I was quite busy last days with the preparation to my new period of my life. I am moving from Spain, from my 2nd home, where I have passed lovely 3 years and a half. I am coming back to Istanbul to start a project (for now I can say a social entrepreneurship project, a web site, I will tell you the details later on!) in which I was working for more than one year now.
So I decided to write this post in English in order to dedicate it to Barcelona and all my friends here, to try to say thanks for the inspiration they provided me for this new road that I am taking to continue with my adventures!
In this post I want to share with you my experiences with the Spanish way of creating community. Two issues: Interaction and meeting points: “plazas”(squares) and the way of having fun: “fiestas” (festivals).
In Spain like many European cities, the squares have a very important place in the daily life of the people. It’s very typical during the day seeing many people from different ages, cultures, backgrounds, gender and religion coming together in an open place just to pass some time: drinking something with friends, talking with their neighbors, buying their bread from the bakery, taking care of their dogs or children etc. What is really inspiring for me in these places is the interaction of all these people. Even they do not speak to each other I believe that there is an important interaction point between each other. Seeing other people’s different life styles provide a tolerance in the long term. These squares make people more open minded for the differences around them.


The other issue is Spanish festivals. I will share 2 different kinds of festivals which I witnessed in Spain. First is the neighborhood festival, and the example is coming from a neighborhood in Barcelona: Gracia. Gracia is a very old neighborhood in Barcelona with a big Catalan population and culture. The habitants of this neighborhood meet during the year to decorate their street with a topic. They convert the street that they live in a cultural place to visit in which you can attend to concerts, cultural activities etc. And at the end of this festival, the jury is choosing one winner street which is an honorary premium for the residents of this street who took part for the decoration during all the year. What a perfect way to take part in doing something good for the community!
And the other example is the village/city festivals. In Spain each village/city has a saint which is believed that protecting the village/city. So each year, in the day of this saint the village or city is also celebrating their festival. For me it is really curious to see how religion can make all people from different ages, genders and backgrounds come together to celebrate something with so many fun. At the end saints are just an excuse for the community to come together and have a lot fun during some days.



These two are giving really inspiring examples for the community creation which facilitates people to come together and interact by doing it fun. They prove that people with so many differences can share so many things, which at the end brings tolerance, empathy and understanding to different live styles.
I am happy to take with me the enrichment by taking part in these communities during 3 years and a half. And now it is time to move on with new adventures, to discover new ways of living
Thanks to all to make my life more beautiful…
Dünyada 45 milyon insan körlükle yaşamakta. Bunların bir çoğu önlenebilir veya tedavi edilebilir durumda olan hastalıklardan kaynaklanmakta. Bu nüfusun 1/6’sı Hindistan’da bulunmakta. Ultraviyole ışınlarına maruz kalma veya genetik yatkınlık gibi çeşitli nedenler Hindistan’da yaşayan bir çok insanın genç yaştan itibaren özellikle katarakt hastalığı ile yaşamlarına devam etmelerine sebep olmakta.
Körlüğe sebep olan hastalıkların çözümü özel bir ilgi ve yüksek maaliyet gerektiriyor. Ancak esas sorun bu hastalıklarla genç yaştan itibaren yaşamak zorunda kalan nüfusun fakir kesiminin hem bilgilendirmeden hem de tedavi için gerekli olan yüksek maaliyeti karşılayacak gelirden yoksun bulunması.
Aravind Eye Care System bu problemi çözebilmek için, önlenebilir körlüğü ortadan kaldırmak amacı ile Hindistan’da kurulan bir şirket. Devletten veya organizasyonlardan destek almadan kendi kendine yetebilen şirket her yıl 1.7 milyon hastanın tedavisini sağlamakta. Sağladığı servislerin %60′ını bedava olarak veren şirket buna rağmen finansal açıdan kendi kendine yetebilmekte. Peki bu nasıl oluyor?
Aravind Eye Care sağladığı servislerin %60′ını bedava sağlarken, servisi ödeyebilecek olanlara rakipleri ile aynı fiyatı uygulamakta. Bunu mümkün kılan ise pazarın verimsiz işleyişi ve verimliliği arttırmak için sunduğu fırsatlar.
Sosyal girişimcilik alanında bulunan şirketler için, piramidin tabanında (BOP-base of pyramid) bulunan nüfusa ulaşmayı ve sürdürülebilirliği sağlayan döngü genelde şu aşamalardan oluşuyor:
- Kaliteli ürün ve servisler geliştirme
- Bu ürün ve servislere ulaşılırlığı sağlama
- Bu yeni ulaşılan hedef kitle yeni tüketiciler ve yeni talepler anlamına gelmekte. Buda üretim miktarının artıp, üretim masraflarının azalmasına sebep olmakta
- Ve sonuç olarak bu nüfusun karşılayabileceği fiyatlar sağlama
Aravind Eye Care System’da yukarıda kısaca değindiğimiz bu döngünün değişik aşamalarında büyük farklılıklar yaratarak, kuruluş amacının gerçekleşmesini sağlamış.
Şirketin sunduğu ürün ve servisler kalite açısından bu alanda dünya çapında en iyi şirketler ile yarışmakta. Ancak şirketin sağladığı en önemli yenilik alanlarından biri bu nüfusa ulaşmak için gösterdiği yaratıcı yöntemler. Körlük ile birlikte yaşamak zorunda olan bu nüfus genelde kırsal alanlarda yaşamakta. Aravind Eye Care da kırsal alanlardaki bu insanlara ulaşıp, yerel topluluklar ile ortak halinde çalışmayı başarmış. Bu insanlara ulaşmak için getirdikleri yeniliklerden bazıları şöyle:
- İzleme kampları: Gittikleri kırsal alanlarda kurulan kamplarda hastalara testler yapılmakta, tanı koyulmakta, gözlük/lens verilmekte, ameliyata ihtiyacı olanlar bu izleme kamplarından otobüsler ile hastaneye taşınmaktalar. Aynı gün yapılan ameliyat sonrası 1-2 gün hastanede kalmakta ve tekrar otobüs ile evlerine yollanmaktalar.

- Hastaneler: Hastanelerde kullanılan son teknolojiler ile (Google Vakfı teknoloji alanında şirkete destek vermekte) farklı noktalarda bulunan doktor ve hastalar arasında gerçek zamanlı görüşmeler yapılıp, uzaktan tanı konulması mümkün olmaktadır.
- Gezici Hastaneler: Sahip oldukları teknolojik alt yapı sayesinde bu minibüsler, hastaneler ile bağlantı kurmakta ve yine uzaktan tanı ve tedavi yöntemleri bilgisi alınabilmektedir.
- Kırsal bölgelerde yaşayan genç kızların eğitimi: Şirket kırsal bölgede yaşayan bir çok insana eğitim vermekte ve iş imkanı sağlamaktadır.
Üretim miktarının artıp, üretim masraflarının azalması ve doğrudan ürün fiyatının azalması da Aravind’in başarılı olduğu diğer alanlardan. McDonald’sın iş modelini göz sağlığına aktaran şirket, belirli bir ürünü büyük ölçeklere ulaştırarak verimlilik sağlamakta. Bu verimliliğin sonucu Aravind dünyada bulunan en ucuz lensleri ve 20 dakikalık katarakt ameliyatını geliştirmiş bulunmakta.
Bugün Aravind bir göz hastanesinden çok çok öte. Aynı zamanda oftalmik alanında uluslararası eğitim veren şirket kurduğu araştırma enstitüsü sayesinde de dünyada yaşanan körlük ile ilgili sorunların ortadan kalkması için çalışmalar yapmakta.
Ulaşılamayan nüfusa verimlilik sonucu düşük maliyet ve yüksek kalite ile ulaşmayı başarmış ve bunun imkansız olmadığını tüm dünyaya kanıtlamış olan Aravind, diğer sosyal şirketler gibi tüm başarılarını Hindistan’da ve dünyanın değişik yerlerindeki bir çok hastane ile paylaşmaktadır. 2008-2009 döneminde 13 milyon dolar gider ve 22 milyon dolar gelir sağlamış olan şirket, geliştirdiği innovasyon ve iş modeli sayesinde kuruluşundan 2 sene sonra kendi kendine yetebilen bir topluluğa dönüşmenin çözümünü bulmuş ve bunu tüm dünya ile paylaşıp yeni paradigmalar geliştirmeye kararkı gözükmekte.
İnternet: birlikte yarattığımız, inanılmaz bir paylaşım ortamı
Aralık 22, 2009
Son iki yazımda online giving‘den bahsetmiştim, insanların inandıkları bir nedene internet veya cep telefonları üzerinden bağışta bulunmaları ile ilgili olarak. Ancak “online giving” üzerine tekrar düşünürken, kelime anlamına takıldım ve bu kavramı bağışlarla sınırlamamam gerektiğine.
Aslına bakarsanız internet üzerinde (özellikle sosyal medyada) olan davranışlarımız tamamen bir diğerine bir şeyler verme üzerine odaklı. Çok büyük bir paylaşım ortamı yaratıyoruz internet üzerinde. Diğer insanlarla (bir çoğu tanımadığımız) sürekli bir bilgi paylaşımı söz konusu.
Yaşadıkça tecrübe ettiğimiz ve sınırlarını belirlediğimiz interneti biz şekillendiriyoruz. Bu paylaşım ortamını yaratan bizleriz. Yani interneti kullanarak, aynı nedene inanan insanları bir araya getirip, aksiyon alabilir, kazan-kazan ilişkileri yaratabiliriz!
Bunun sebepleri üzerine dijital etnografya alanında çalışmalar yapan Kansas State Universitesi tarafından hazırlanan Web 2.0…The Machine is Us/ing Us videosu umarım ilham verir; inandığınız bir nedeni destekleyecek kişilere internetten ulaşıp aksiyon almanız için.
İnsanlar inandıkları şeylere katkıda bulunmak istiyor
Aralık 17, 2009
Biliyorum sürekli aynı şeyi söylüyorum. Ancak internetin katılımı arttırıcı rolü her geçen gün beni şaşırtmakta ve de umutlandırmakta! Facebook’da bir uygulama üzerinden çalışan Causes; Case Foundation, Causes ve PARADE Publications tarafından düzenlenen America’s Giving Challenge ve wikipedia tarzı siteler, Sivil Toplum Örgütlerinin fon sağlamak için halkla buluşmasının çok iyi bir fikir olduğunu gösterdiler ve göstermeye devam ediyorlar bizlere.
Causes ve America’s Giving Challange linklerini mutlaka inceleyin eğer daha önce gözünüzden kaçtıysa.
Ben bu sırada sizlerle 1-2 ekran resmi paylaşayım, Wikipedia’nın bağış toplama sistemi ile ilgili.
Wikipedia’da arama yaparken üstte çıkan, bağış yapan insanlardan alıntılar daha fazla kişiyi bağış yapmaya özendirmekte. Yapılan bağışın miktarının az olması önemli değil. Damlaya damlaya göl olur hesabı. İnandığın bir değere küçük de olsa bir katkıda bulunarak fark yaratmanın mümkün olduğu mesajını veriyor kullanıcılarına.
Wikimedia Vakfının sayfasına girdiğinizde ise, önünüze çıkan bilgiler yine değişen dünyanın detaylarını açıklıyor:
- Wikipedia’nın özü: İnsanlardan yine insanlara. “This is where we protect Wikipedia, the encyclopedia written by the people. Wikipedia is a nonprofit project that exists for one reason: the free and open sharing of knowledge. Your donations keep Wikipedia going.”
- Wikipedia kurucusu Jimmy Wales’ın sözü: “It stopped being just a website a long time ago. For many of us, most of us, Wikipedia has become an indispensable part of our daily lives. Help protect it now. Please make a donation today.”
- Daha önce bağış yapanlardan alıntılar: “A shining example of the Internet’s awesome potential.” — Timothy Keesey
- Ve bağışı kolaylaştıran (kredi kartı veya paypal) vergiden muaf bağış yapma butonu.
İnsanlar inandıkları şeylere katkıda bulunmak istiyor. Onlara bunu kolaylaştıracak araçları ve inanmalarını sağlayacak güveni vermek kalıyor bizlere.

Türkiye’de internetten halk desteği ile bağış toplayan STKlar hangileri? Ne kadar etkili bu bağışlar bilgisi olan var mı?
Terra Madre, Toprak Ana Günü
Aralık 11, 2009
İkinci bir gecikmeli haberde Toprak Ana Günü için geliyor. 10 Aralık Terra Madre, Toprak Ana Günü idi. Sürdürülebilir ve lokal yemeyi geniş alanlara yaymaya çalışan Slow Food‘un düzenlediği Toprak Ana Günü 120 ülkede 1000′den fazla aktivite ile lokal gruplar arasında kutlandı.

Slow Food hareketi kurucusu Carlo Petrini‘nin Slow Food, Bilinç ve Sorumluluk hakkındaki görüşlerini bu yazıda bulabilirsiniz.
Hepinizin Toprak Ana Günü kutlu olsun




