Dünyada 45 milyon insan körlükle yaşamakta. Bunların bir çoğu önlenebilir veya tedavi edilebilir durumda olan hastalıklardan kaynaklanmakta. Bu nüfusun 1/6’sı Hindistan’da bulunmakta. Ultraviyole ışınlarına maruz kalma veya genetik yatkınlık gibi çeşitli nedenler Hindistan’da yaşayan bir çok insanın genç yaştan itibaren özellikle katarakt hastalığı ile yaşamlarına devam etmelerine sebep olmakta.

Körlüğe sebep olan hastalıkların çözümü özel bir ilgi ve yüksek maaliyet gerektiriyor. Ancak esas sorun bu hastalıklarla genç yaştan itibaren yaşamak zorunda kalan nüfusun fakir kesiminin hem bilgilendirmeden hem de tedavi için gerekli olan yüksek maaliyeti karşılayacak gelirden yoksun bulunması.

Aravind Eye Care System bu problemi çözebilmek için, önlenebilir körlüğü ortadan kaldırmak amacı ile Hindistan’da kurulan bir şirket. Devletten veya organizasyonlardan destek almadan kendi kendine yetebilen şirket her yıl 1.7 milyon hastanın tedavisini sağlamakta. Sağladığı servislerin %60’ını bedava olarak veren şirket buna rağmen finansal açıdan kendi kendine yetebilmekte. Peki bu nasıl oluyor?

Aravind Eye Care sağladığı servislerin %60’ını bedava sağlarken, servisi ödeyebilecek olanlara rakipleri ile aynı fiyatı uygulamakta. Bunu mümkün kılan ise pazarın verimsiz işleyişi ve verimliliği arttırmak için sunduğu fırsatlar.

Sosyal girişimcilik alanında bulunan şirketler için, piramidin tabanında (BOP-base of pyramid) bulunan nüfusa ulaşmayı ve sürdürülebilirliği sağlayan döngü genelde şu aşamalardan oluşuyor:

  • Kaliteli ürün ve servisler geliştirme
  • Bu ürün ve servislere ulaşılırlığı sağlama
  • Bu yeni ulaşılan hedef kitle yeni tüketiciler ve yeni talepler anlamına gelmekte. Buda üretim miktarının artıp, üretim masraflarının azalmasına sebep olmakta
  • Ve sonuç olarak bu nüfusun karşılayabileceği fiyatlar sağlama

Aravind Eye Care System’da yukarıda kısaca değindiğimiz bu döngünün değişik aşamalarında büyük farklılıklar yaratarak, kuruluş amacının gerçekleşmesini sağlamış.

Şirketin sunduğu ürün ve servisler kalite açısından bu alanda dünya çapında en iyi şirketler ile yarışmakta. Ancak şirketin sağladığı en önemli yenilik alanlarından biri bu nüfusa ulaşmak için gösterdiği yaratıcı yöntemler. Körlük ile birlikte yaşamak zorunda olan bu nüfus genelde kırsal alanlarda yaşamakta. Aravind Eye Care da kırsal alanlardaki bu insanlara ulaşıp, yerel topluluklar ile ortak halinde çalışmayı başarmış. Bu insanlara ulaşmak için getirdikleri yeniliklerden bazıları şöyle:

  • İzleme kampları: Gittikleri kırsal alanlarda kurulan kamplarda hastalara testler yapılmakta, tanı koyulmakta, gözlük/lens verilmekte, ameliyata ihtiyacı olanlar bu izleme kamplarından otobüsler ile hastaneye taşınmaktalar. Aynı gün yapılan ameliyat sonrası 1-2 gün hastanede kalmakta ve tekrar otobüs ile evlerine yollanmaktalar.

  • Hastaneler: Hastanelerde kullanılan son teknolojiler ile (Google Vakfı teknoloji alanında şirkete destek vermekte) farklı noktalarda bulunan doktor ve hastalar arasında gerçek zamanlı görüşmeler yapılıp, uzaktan tanı konulması mümkün olmaktadır.
  • Gezici Hastaneler: Sahip oldukları teknolojik alt yapı sayesinde bu minibüsler, hastaneler ile bağlantı kurmakta ve yine uzaktan tanı ve tedavi yöntemleri bilgisi alınabilmektedir.
  • Kırsal bölgelerde yaşayan genç kızların eğitimi: Şirket kırsal bölgede yaşayan bir çok insana eğitim vermekte ve iş imkanı sağlamaktadır.

Üretim miktarının artıp, üretim masraflarının azalması ve doğrudan ürün fiyatının azalması da Aravind’in başarılı olduğu diğer alanlardan. McDonald’sın iş modelini göz sağlığına aktaran şirket, belirli bir ürünü büyük ölçeklere ulaştırarak verimlilik sağlamakta. Bu verimliliğin sonucu Aravind dünyada bulunan en ucuz lensleri ve 20 dakikalık katarakt ameliyatını geliştirmiş bulunmakta.

Bugün Aravind bir göz hastanesinden çok çok öte. Aynı zamanda oftalmik alanında uluslararası eğitim veren şirket kurduğu araştırma enstitüsü sayesinde de dünyada yaşanan körlük ile ilgili sorunların ortadan kalkması için çalışmalar yapmakta.

Ulaşılamayan nüfusa verimlilik sonucu düşük maliyet ve yüksek kalite ile ulaşmayı başarmış ve bunun imkansız olmadığını tüm dünyaya kanıtlamış olan Aravind, diğer sosyal şirketler gibi tüm başarılarını Hindistan’da ve dünyanın değişik yerlerindeki bir çok hastane ile paylaşmaktadır. 2008-2009 döneminde 13 milyon dolar gider ve 22 milyon dolar gelir sağlamış olan şirket, geliştirdiği innovasyon ve iş modeli sayesinde kuruluşundan 2 sene sonra kendi kendine yetebilen bir topluluğa dönüşmenin çözümünü bulmuş ve bunu tüm dünya ile paylaşıp yeni paradigmalar geliştirmeye kararkı gözükmekte.

Reklamlar

Sosyal sorunların çözümünde innovasyon kullanmak olarak özetleyebileceğimiz sosyal girişimcilik konsepti son yıllarda oldukça önem kazandı. Sosyal girişimcilik yeni bir kavram değil. Tek bir kişinin tutkularının peşinden gitmesi ile, çok büyük sosyal sorunları çözebileceğini tarih boyunca gördük. Ancak bu alanda çalışan, sosyal girişimcileri gerek maddi gerekse stratejik anlamda destekleyen organizasyonların artmasının sosyal girişimciliğin artmasına direk etkisi var.

Bu kurumlara bir kaç örnek vermemiz gerekirse;

Bill Drayton’ın 1981 yılında kurduğu Ashoka, “Everyone a changemaker” sloganı ile dünyanın değişik yerlerinde bulunan 2000 sosyal girişimciye maddi ve stratejik yardımda bulundu şimdiye kadar.

Skoll Foundation, bu organizasyonlara diğer bir örnek. Ebay’in kurucu ortaklarından Jeff Skoll, ebay’den ayrıldıktan sonra, sosyal girişimcilere destek verebilmek amacı ile bu organizasyonu kurdu.

Echoing Green‘de 1987’den beri toplam 450 sosyal girişimciye, 27 milyon $ değerinde destek vererek, tutkusu sosyal değer yaratmak olan insanların hayallerini gerçekleştirmelerini sağladı.

Bunun dışında her geçen gün yeni bir üniversite de sosyal girişimciliği eğitim programlarına dahil etmekte. Stanford Graduate School of Business, Harvard Business School, Berkeley, Oxford University, London School of Economics bunlardan bir kaçı.

Ayrıca Türkiye’de de Boğaziçi Üniversitesinde bu yıl SOGLA( Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi) çalışmalarına başladı. SOGLA sosyal girişimciliği gençler arasında yaymayı ve bu alanda Türkiye’nin öncü genç liderlerini yetiştirmeyi amaçlayan bir sosyal girişim projesi.

Tüm bu çabalar gerçekten umut verici. Ancak yeterli olup olmadığı tartışılır. 2009’un 3. çeyreğinde ABD’de normal start-uplara yapılan yatırımlar $1.6 milyar’ı buldu. Bu da Ashoka’nın 28 yılda yaptığı yatırımların 10 katı değerinde.

Dünyayı daha yaşanılır hale getirmek tek sosyal girişimciler ile başarılabilecek bir şey değil. Bu amaca ulaşabilmek için toplumun tüm kesimlerinden destek şart. Ve bu desteğin global anlamda gelmesi bu değişimi daha da hızlandıracak bir etkiye sahip. Şirketler, hükümetler, belediyeler, tüketiciler, vatandaşlar, STKlar, üniversiteler hep birlikte sosyal sorunların çözümü için bir araya gelmenin yöntemlerini bulmalıyız.

%d blogcu bunu beğendi: