Cesur Yeni Dünya

Kasım 3, 2011

“Sürdürülebilir yaşamla ilgili yaptığı çalışmalardan ve sürdürülebilir yaşam blogundan tanıdığımız Filiz Telek, yeni projesi Cesur Yeni Dünya için heyecan veren bir yolculuğa çıktı.

Cesur Yeni Dünya insanlık tarihindeki en önemli geçiş sürecinin hikayesi. Kendilerini ve toplumlarını dönüştürürken Cesur Yeni Dünya’yı yaratan cesur insanların ilham veren hikayelerini ören bir proje.

İlk ayağı Amerika’nın batı kıyısında gerçekleçen proje, dünyanın ve insanlığın içinde bulunduğu geçiş sürecinde bireylerin ve toplulukların dönüşümü ve yeni dünyanın yaradılış süreciyle ilgili hikayeler paylaşıyor. Permakültürden alternatif ekonomiye, şamanik uygulamalardan Amerika’daki İşgal Et (Occupy) Hareketine, sürdürülebilir yaşama dair pratik bilgilerden spiritüel uygulamalara kadar pek çok farklı konuda hikayeleri görsellerle paylaşan Filiz Telek hepimizi bu öğrenme yolculuğuna eşlik etmeye ve ilham almaya davet ediyor ve diyor ki:

“Pek çok kadim bilgi ve öğretiler bize gerçekliğimizi düşüncelerimizle, hayal ederek yarattığımızı söylüyor. Dünyaya dair inandığımız bir hikaye gerçekliğimiz oluyor. O halde yeni bir dünyayı hayal ederek yaratabilir, gerçekliğimize dönüşen hikayeyi yeniden yazabiliriz. Hem de içinde olduğumuz bu kritik noktada…
Cesur Yeni Dünya, sürdürülebilir, adil, bereketli bir dünyanın ŞİMDİ ve GERÇEK olduğunu gösterecek. Bu, uzak bir geleceğe ait vizyon değil; bu içinde olduğumuz ana ait bir vizyon. Bu yeni gerçekliği, yaratıcılıkla, cömertlikle, dehayla ve dayanışma içerisinde ilmek ilmek dokuyan kişi ve toplulukların hikayelerini anlatacağım burada. Siz de benimle Cesur Yeni Dünya’yı keşfetmek ister misiniz?

http://www.cesuryenidunya.org

http://www.facebook.com/bravenewworldstories

Kitle fonlaması ile süren projeye destek olmak isterseniz www.indiegogo.com/sacredresonance bağlantısından katkı verebilirsiniz.”



Reklamlar

Son yıllarda en sevdiğim tatil çeşitlerinden biri doğa ile baş başa olmak. Mesela milli parklara gitmek, şehir yerlerinden uzak haç yollarını geçmek, dağların arasındaki vadileri keşfe çıkmak…Amacım yaptığım tatilleri anlatıp, tatil sonrası sendromunu daha da zorlaştırmak değil:) İyi organize olmuş bu gezi çeşitlerinin detaylarını ve faydalarını inceleyerek bir “case study” sunmak. Bunu da biraz kısıtlayarak milli parklar, hatta İspanya’da Huesca bölgesinde bulunan Valle de Ordesa (Ordesa Vadisi) Milli Parkı üzerinden yapsam iyi olacak galiba.

Zihninizde şekillenebilmesi için biraz daha detay vereyim. Pirene dağlarının arasında bulunan Ordesa vadisine yaklaştığınızda doğanın sizin için hazırladığı güzellikler ortaya çıkmaya başlıyor. Doğa alışık olmadığımız kadar doğal! Ordesa vadisine çevre köylerden, sağlanan otobüsler ile ulaşabiliyorsunuz. Doğal parka özel araç ile giriş sağlanamıyor. Bu köylerdeki bilgi noktalarından size sağlanan broşürlerde farklı parkurların detaylarını görebilirsiniz. Her bir parkur için: zorluk derecesi, toplam süre ve uzaklık, yapacağınız seviye değişikliği ve yanınıza almanız gereken materyaller vs. Bu geziler günü birlik de olabilir, daha uzun süreli de. Eğer vadinin derinlerine dalmaksa amacınız ilk gün yapmanız gereken vadinin iç bölgesinde bulunan (2000mden yuksekte) refugio (sığınak, dağ evi) ya ulaşmak. Burada telefon, internet vs. her şeyi unutun. Tam bir inziva lüksü. İhtiyaç duyulan enerji rüzgar ve güneşden sağlandığı için çok değerli. Ne de olsa tek amacınız güzel bir uyku ve sıcak bir yemek. Bunu da dağ evinin koğuşlarında ve yemek odasında sağlayabilirsiniz. Diğer bir opsiyon ise 2000 m.den yuksekte olan yerlerde çadır kurmak. Eeee malum doğada insanoğlunun alıştığı kaprislere yer yok 🙂

Tekrar başa dönecek olursak, köyden bindiğiniz otobüsler ile milli park parkurlarının başlayış noktasına ulaşıyorsunuz. Bundan sonrası bir rehbere gerek duymayacak şekilde iyi organize edilmiş. Elinizdeki broşürler; yol boyunca farklı parkurları, farklı işaretler ile gösteren tabelalar ve yoldan çıkmanızı önleyen kayalar üzerindeki boyalar veya en ilkel iletişim yolu olan üst üste konulmuş taşlar yol boyunca oyunu kolaylaştıracaklar.

Organizasyonda kullanılan tüm bu detaylar çok basit ancak işlevsel açıdan çok önemli. Her detay akıllıca ve basitçe açıklandığı için kolaylıkla kendinize uygun olan parkura karar verebilirsiniz. Mesela aileniz ile gidiş-dönüş 5 saatlik bir yürüyüş parkuru sonucu “Cola de Caballo” şelalesini keşfedebilir veya çadırda konaklayıp bir sonraki gün 3348 m. yüksekliğindeki Monte Perdido (Kayıp Dağ) ı bulabilirsiniz!

Kısa veya uzun olsun bu gezilerin faydalarını düşündüğümde genelde yaptığım gibi 3 alanda incelemek uygun görünüyor:

1. Ekonomik Fayda: İyi organize olmuş milli parklar bir çok doğa severi bölgeye çekerek büyük bir turizm geliri sağlamakta. Ordesa vadisine gelenler sadece milli parkı gezmeyip, çevre köylerde kalarak rafting, kanyoning, bisiklet binme vb. bir çok servisden de yararlanmakta.

2. Sosyal Fayda: Özellikle sosyal fayda birey anlamında çok önemli. Kendi tecrübelerim üzerinden gidersem bu geziler doğa ile tekrar iletişime geçmemizi, ona hayran olmamızı sağlamakta. Doğanın kendi kurallarını ve içindeki mükemmelliği keşfettirmekte. Gücünüzün sonuna kadar çabalayıp gitmek istediğiniz yere ulaştığınızda doğa size en güzel hediyelerini sunmakta, tabii ki yol boyunca da çeşitlilik. Aynı zamanda bir süreliğine tamamiyle her şeyi unutmanın (desconnect) daha iyi bir yolu var mı bilmiyorum gerçekten. Sadece amaca odaklanıp, düşmemeye çabalarken, zihinsel olarak inanılmaz rahatladığınızın da farkına varıyorsunuz. Ah tabi yol boyunca kendi kendinizle kaldığınız anların meditasyon etkisine de değinmeden geçemeyeceğim.

3. Çevresel Fayda: Milli parklar önemli korunma alanları oldukları için kendi büyük alanlarının dışında çevresinin de korunmasını sağlamakta. Vadi yakınında bulunan Aragon bölgesindeki dağ köylerine yöresel yapıya uygun olmayan inşaat yapabilmeniz imkansız. Tabii bunda belediyelerin vizyonunun önemi büyük. Diğer bir önemli nokta ise “dağdan indim şehire” kalıbının tersine çevrilmesi. Doğadan ne kadar uzaklaştığımızı kavramamıza ve ne zamandır doğanın sahibi gibi davrandığımızı sorgulamamızı sağlamakta.

İspanya özelinden konuşursak, her geçen gün doğa ile baş başa olmaya ilgi arttığı için bir çok opsiyonunuz ve bu opsiyonlara ulaşabileceğiniz bilgi bulunmakta. İnternette her yörenin web sitesinde doğa parkurlarının tüm detaylarına ulaşabilirsiniz. Onun dışında bir çok blog, forum vs. bulunmakta.

Türkiye ile ilgili benzer bilgilere ulaşmaya çabalasam da internetten verimli bir sonuç alamadım hala. Bana önerebileceğiniz bu tarz doğa gezileri varsa duymayı çok isterim!

Etik Bankacılık

Eylül 6, 2010

Yaklaşık 2 yıl önceydi galiba. Etik Bankacılık ile ilgili bir konferansa katılmıştım Barselona’da. Bankacılık kavramı ve tarihsel sürecinden bahsederek başlayan konferans, tüketicinin seçme rolü ve etik bankacılık kavramının tanımı ile devam etmişti.

Öncelikle çok kısa olarak bankacılıktan bahsedelim. Özellikle son global krizden sonra güvenilirliğini yitirmeye başlayan bankacılık sektörü aslında önemli bir ihtiyaca cevaben doğdu. Yeterli miktarda parası olan ve parasını biriktirmek isteyenler ve yatırım yapmak isteyen ancak paraya ihtiyacı olan diğerleri. Parasını biriktirmek isteyenler basitçe yastık altını kullanmaya devam edebilirlerdi ancak bu durumda yatırım için paraya ihtiyacı olan diğerleri yatırım yapamayacak durumda olacaklardı. Bunun yerine paralarını bankaya yatırıp, yatırımcının riskine karşılık belirli bir faiz payı alacaklardı. Yani alan memnun veren memnundu.

Sonra bankacılık serüveni devam etti. Rekabet çoğaldı. Bankalar parasını kendi bankalarına yatırmayı seçenlere hediyeler vermeye, parasını bankaya yatıranlar da buna alışmaya ve hep daha fazlasını istemeye başladı. Durum o seviyeye geldi ki, biz paramızı bankaya yatırdık ve karşılığında bankamızdan en fazla faizi istedik. Gerisi bizi hiç ilgilendirmedi.

Burada aklıma gelen 2 soru:

  • Kaç kişi bankaların kendi paralarını yöneterek sağladığı yatırım fonlarının portföyündeki şirketler hakkında bilgi sahibi?
  • En fazla faizi alma odaklı olarak, bankalar aracılığı ile yatırım yaptığımız şirketlerin çeşitlerinden haberdar olmamak bizi suçsuz yapar mı?

Dünya görüşümüz ve prensiplerimize bağlı olarak az miktardaki paramız ile bile olsa yatırım yaptığımız şirketler banka müşterileri olarak bizi ilgilendiriyor. Mesela en fazla yatırım dönüşü sağlayan şirketlerden olarak, parasını yatırım fonlarına yatıran hemen herkes silah şirketlerine bir anlamda yatırım yapmış bulunuyor bu durumda.

Demek istediğim şu ki tüketiciler olarak sadece eleştiride bulunarak ellerimizi temiz tutamayız. Seçimlerimizden ve aksiyonlarımızdan sorumluyuz. Peki bu gerçekliğin farkında olarak ne yapabiliriz?

Bankamız ile konuşup, portföyümüzde bulunan şirketler hakkında bilgi alıp, istemediğimiz şirketlere yatırım yapmayı durdurabiliriz mesela. Tabii ki daha az faiz dönüşü almayı göze alarak. Bir adım daha ileriye gidelim. Biriktirmek istediğiniz parayı yatırım ihtiyacı olan ve hayat görüşünüze uyan şirketlere yatırım yapacak olan bir bankaya yatırdığınızı düşünün. Portföyüne aldığı şirketleri ince eleyip sık dokuyan, sürdürülebilirlik ve ekonomik-sosyal-çevresel kalkınma odaklılık şartı arayan bir banka. Hangi şirketlere yatırım yapmakta bulunduğunuzu detayları ile gösterebilecek saydamlıkta olan.

Evet şimdi etik banka kavramından bahsetmeye başladık. Triodos Bank bu tür bankalara bir örnek. 1980 yılında Hollanda’da kurulan Triodos Bank kriz döneminde bile büyümesine devam edebilen ender bankalardan. Gerçek ekonomi ve sürdürülebilir kalkınma alanlarında faaliyet gösteren şirketlere yatırım yapan bankanın yatırım yapmakta olduğu şirketlerin başında doğal ve çevresel etki yaratan, sosyal insiyatif alan ve kültürel katkı sağlayan şirketler bulunmakta . Banka şu an için sadece Hollanda, İspanya, Belçika ve İngiltere’de hizmet vermekte.

İleride tüketicinin sadece eleştirmekle kalmayıp, sorumluluklarının arkasında durup gerekli aksiyonları talep etmesi ile etik banka örneklerinin artacağını umut ediyorum. Türkiye’de Triodos Bankası bulunsaydı paranızı bu bankaya yatırmayı düşünür müydünüz?

Barselona şehri yarattığı başarılı marka sonucu çok fazla turiste ev sahipliği yapmakta. Her ne kadar turizm şehir için önemli bir ekonomi kaynağı olsa da, Barselona hükümeti şehrin hayat kalitesini koruyabilmek için her şeyi kabullenmiyor gözükmekte. Bunu şehrin her yanına, özellikle turistlerin uğrak yeri olan merkeze yayılan afişlerde görebilirsiniz.

Daha önce blogda Türkiye’ye dönüş sebebimden, kişisel bir projeden detaylı olmasa da bahsetmiştim. Galiba şimdi daha detaylı bahsetme zamanı. Çünkü beklenen gün yaklaşıyor. 1,5 yıllık bir çalışmanın ilk kapıları 1 Haziran’da 20 kişilik küçük bir gruba açılacak.

Projenin ismi Zumbara yani Zaman Kumbarası. Para yerine zamanın kullanıldığı yenilikçi bir paylaşım platformu. Zaman Bankası Sistemi + Sosyal Network. 26 ülkede uygulanan alternatif bir ekonomi olan zaman bankası sistemini ilk kez Türkiye’de uygulamaya başlayacağız.

1=1 ilkesi ile çalışan zaman bankası sistemi şöyle der; birisine bir saatlik yardım et, karşılığında bir saat kazan ve bu kazandığın bir saat ile dilediğin zaman topluluktaki istediğin kişiden bir saatlik bir servis al. Bu kadar basit. Uzun vadede amacımız güven, karşılıklılık ve ilişki yaratmak. Hep birlikte deneyimliyor olacağız fikri.

Fikir hakkında detayları 1 Hazirandan itibaren paylaşıyor olacağım sitenin blogunda, Facebook, Friendfeed ve twitter sayfalarında.

Ancak 1 Hazirandan önce daha detaylı bilgi isterseniz, etohum TV’de yayınlanan Zumbara videosuna göz atabilirsiniz.

Ve unutmadan, Mayıs ayının NetSquared İstanbul toplantısı bu perşembe saat 19.30’da Galata’da bulunan Enginar Cafe’de gerçekleşiyor. Bu ay Zumbara, Zaman Bankası ve alternatif ekonomilerden bahsediyor olacağız. Gelirseniz çok seviniriz 🙂

Görüşmek üzere,

Herkese mutlu paylaşımlar!!!!

Dr İbrahim Abouleish, Mısır’da bulunan SEKEM grup şirketlerinin kurucusu ve alternatif Nobel ödülü olarak bilinen Right Livelihood Award‘ın sahibi.

Peki nedir SEKEM’i farklı kılan, bugün bundan bahsetmek istiyorum biraz.

“Güneşten gelen yaşam kudreti” demek olan SEKEM Mısır’da biyodinamik tarım metodlarını kullanan ilk şirket. Organik tarıma çok benzeyen bu yöntem, organik tarımdan farklı olarak ürünlerin ekimi sırasında astronomik prensipleri de kullanmakta. Şirketin esas farkı sosyo ekonomik değer yaratması. Ekonomik olarak yaratılan değer, şirket çalışanlarına ve ülkedeki tüm tarım topluluklarına daha iyi bir eğitim, sağlık ve hayat kalitesi yaratmak için fırsatlar sağlamakta.

SEKEM sürdürülebilir insan vizyonunu gerçekleştirmek için kurulmuş bir şirket. Amacı insani, sosyal ve çevresel gelişime katkıda bulunmak. Bunu da ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimi sağlayan bütünsel bir süreçten geçerek sağlamakta. Bu sürecin ana ayaklarını birbiri ile bağlantılı ancak farklı çalışan 3 organizasyon ile sağlamakta:

SEKEM Holding ulusal ve uluslararası pazar için 6 farklı şirket olarak geniş ürün gamında çeşitli ürünler üretmekte.

SEKEM Çalışanları Kooperatifi insan saygınlığını, insan haklarını ve topluluk üyeleri arasındaki eşitliği garanti altına almak için çalışmakta.

SEKEM Gelişim Vakfı lokal topluluklara eğitim, bilgilendirme ve sağlık hizmeti sağlamanın yanı sıra bilim ve sosyal alanda AR&GE çalışmaları yapmakta.

SEKEM Holdinge bağlı 6 şirkete çok kısaca değinebiliriz:

  1. İSİS: ekmek, laktoz ürünleri, sıvı yağ, baharat, çay, bal, reçel, tahıl gibi ürünlerin üretimi ve paketlenmesini sağlamakta
  2. Atos Pharma: grup içindeki en karlı şirketlerden biri olan Atos Pharma, Alman şirketleri ile ortak çalışarak bitkisel ilaç üretmekte. Yaptıkları AR&GE çalışmaları ile büyük innovasyonlara imza atmakta
  3. Libra: Diğer SEKEM grup şirketlerine ham madde sağlamakta. Çiftçiler ile saydamlık ilkesi ile çalışmakta. Çiftçiler fiyatlarını belirlerken her yıl perakendeciler, toptancılar ve tüketiciler ile konuşarak optimum fiyata karar vermekteler. SEKEM ve çifçiler arasında yapılan açık anlaşmalar sonucu çift taraflı güven ve uzun vadede iş yapma garantisi doğmakta
  4. Hator: SEKEM grubundaki en hızlı büyüyen şirkette taze sebze ve meyve üretilmekte, özellikle İngiltere’de bulunan Organic Farm veya Hollanda’da ki Eosta gibi şirketlere ürün satışı yapılmakta.
  5. Tüm SEKEM ürünlerinin satıldığı SEKEM mağazaları
  6. Conytex: Organik pamuk, bebek ve çocuk kıyafetleri üretilmekte.

Şu an için 2.000 çalışanı bulunan SEKEM Holding’in satışlarının %45’ini Avrupa ve Kuzey Amerika pazarları oluşturuyor.

SEKEM Mısır’a sağladığı ekonomik faydanın yanında ulusal alanda organik üretim metodlarının gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağlamıştır. Tarım Bakanlığı ile yaptığı çalışmalar sonucu, tarım üretiminde kullanılan böcek zehiri tarzı kimyasal ilaçlamaların %90 oranında azalmasına sebep olmuştur.

Çölün ortasında sadece ekonomik değer ile kalmayıp, çevresel ve sosyal değer de yaratmış olan SEKEM sürdürülebilir insana her geçen gün biraz daha ulaşabilmek için büyük adımlar atmış durumda. Türkiye’nin doğal coğrafi konumundan kaynaklanan organik tarım konusundaki fırsatları değerlendirmek isteyenler için SEKEM detaylı bir şekilde incelenmesi gereken bir şirket.

Daha çok bilgi için:

The Power of Unreasonable People: How Social Entrepreneurs Create Markets That Change the World by John Elkington, Pamela Hartigan, and Klaus Schwab, 63-66

Mısır’da örnek bir ekolojik yerleşim: SEKEM

Almost 2 weeks passed and I did not have time to write any post to the blog. I was quite busy last days with the preparation to my new period of my life. I am moving from Spain, from my 2nd home, where I have passed lovely 3 years and a half. I am coming back to Istanbul to start a project (for now I can say a social entrepreneurship project, a web site, I will tell you the details later on!) in which I was working for more than one year now.

So I decided to write this post in English in order to dedicate it to Barcelona and all my friends here, to try to say thanks for the inspiration they provided me for this new road that I am taking to continue with my adventures!

In this post I want to share with you my experiences with the Spanish way of creating community. Two issues: Interaction and meeting points: “plazas”(squares) and the way of having fun: “fiestas” (festivals).

In Spain like many European cities, the squares have a very important place in the daily life of the people. It’s very typical during the day seeing many people from different ages, cultures, backgrounds, gender and religion coming together in an open place just to pass some time: drinking something with friends, talking with their neighbors, buying their bread from the bakery, taking care of their dogs or children etc. What is really inspiring for me in these places is the interaction of all these people. Even they do not speak to each other I believe that there is an important interaction point between each other. Seeing other people’s different life styles provide a tolerance in the long term. These squares make people more open minded for the differences around them.

The other issue is Spanish festivals. I will share 2 different kinds of festivals which I witnessed in Spain. First is the neighborhood festival, and the example is coming from a neighborhood in Barcelona: Gracia. Gracia is a very old neighborhood in Barcelona with a big Catalan population and culture. The habitants of this neighborhood meet during the year to decorate their street with a topic. They convert the street that they live in a cultural place to visit in which you can attend to concerts, cultural activities etc. And at the end of this festival, the jury is choosing one winner street which is an honorary premium for the residents of this street who took part for the decoration during all the year. What a perfect way to take part in doing something good for the community!

And the other example is the village/city festivals. In Spain each village/city has a saint which is believed that protecting the village/city. So each year, in the day of this saint the village or city is also celebrating their festival. For me it is really curious to see how religion can make all people from different ages, genders and backgrounds come together to celebrate something with so many fun. At the end saints are just an excuse for the community to come together and have a lot fun during some days.

These two are giving really inspiring examples for the community creation which facilitates people to come together and interact by doing it fun. They prove that people with so many differences can share so many things, which at the end brings tolerance, empathy and understanding to different live styles.

I am happy to take with me the enrichment by taking part in these communities during 3 years and a half. And now it is time to move on with new adventures, to discover new ways of living 🙂

Thanks to all to make my life more beautiful…

%d blogcu bunu beğendi: