Geçen Ekim ayında Ürdün’de Middle East Jam Fest adlı etkinlikte çok farklı bir tecrübe yaşamış ve yaşadıklarımı  “Doğaya, birbirimize ve kendime bağlanma tecrübesi…” adlı yazımda paylaşmıştım.

Güzel haberlerim var. Buna benzer bir tecrübeyi yaşayabileceğiniz Anadolu Jam bu sefer Türkiye’de düzenleniyor. Kaçırmayın derim:) Detayları aşağıda bulabilirsiniz. 

Anadolu Jam:

Yaşamı dönüştürenler için bir buluşma

2-6 Eylül 2011

Bayramiç, Kazdağı

Sosyal, ekolojik ve ekonomik değişim ve toplumsal dönüşümle ilgili çalışan, 18-35 yaşları arasında genç bir lider misiniz? O zaman davetimiz size…

Anadolu Jam, Türkiye’nin her köşesinden, sosyal, ekolojik ve ekonomik değişime ve toplumsal dönüşüme kendilerini adamış 20 genç lideri 5 gün için biraraya getirecek. 2-6 Eylül 2011’de Kazdağı’nda gerçekleşecek buluşmada, katılımcılar paylaşımı, derinden dinlemeyi, kendilerini keşfi, sistemik düşünceyi ve topluluk oluşturmayı deneyimleyecek, bunlarla ilgili beceriler edinecek.

Jam nedir?

Jam, bir konferans, seminer ya da sıradan bir toplantı değildir. Jam, değişimin 3 boyutta yaşandığı bir buluşmadır: kişisel (içsel), topluluk (ilişkiler) ve sistemik (bütün). “Jam” ismi, caz müzisyenlerinin biraraya gelip doğaçlama müzik yapmalarından esinlenilerek kullanılmıştır.

Anadolu Jam’de, katılımcılar hem güvenli bir dayanışma ortamında kendi yolculuklarını ve çalışmalarını paylaşırken bunları gözden geçirme ve değerlendirme fırsatı bulacaklar, hem de sistem düşüncesi, topluluk oluşturma, sosyal ağ kurma, katılımcı grup süreçleri gibi konularda beceriler edinecekler.

Daha çok bilgi için lütfen aşağıdaki davetiyeyi ve başvuru formunu inceleyin:

Anadolu Jam Davetiye

Anadolu Jam Başvuru Formu

Son başvuru tarihi 12 Ağustos 2011. 
Lütfen ağlarınızla ve tanıdığınız genç liderlerle paylaşın. Teşekkürler…

not: yoğun başvuru geleceğini düşünerek ve katılımcıların seçimi başvuru formları üzerinden değerlendirileceği için, başvuru yapacakların formu dikkatle ve tam olarak doldurmasını öneririz…

Reklamlar

Yeni yıl geliyor tekrar. Zamanımızı nasıl geçirmek istediğimize dair düşünmek için en iyi zamanlar yaklaşıyor. Evet, yeni yıl planları yapmaktan bahsediyorum. Gözünüz korkmasın, bunlar korkunç zor şeyler değil. Ne yapmak istiyorsunuz bu yıl? Kendiniz, sosyal hayatınız, sağlığınız, kariyeriniz vs. ile ilgili olabilir. Bence düşünüp, kağıda dökmek ve yıl içinde arada bir dönüp bakmak ve de bu isteklerinizi gerçekleştirmek için aksiyona geçmek inanılmaz zevkli ve tatmin edici bir oyun 🙂

Zumbara benim için böyle bir süreçte başladı ve macerası hala devam ediyor. Açık radyoda bu süreçten, sosyal inovasyondan, sadece ekonomik değer yaratmaktan ve daha bir dolu şeyden konuştuk. Buradan dinleyebilirsiniz.

SOGLA (Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi) projesinden daha önce bahsetmiştim. SOGLA sosyal girişimciliği gençler arasında yaymayı ve bu alanda Türkiye’nin öncü genç liderlerini yetiştirmeyi amaçlayan bir sosyal girişim projesi.

Bu ayın sosyal girişimcisi olarak bir röportaj gerçekleştirmişlerdi benim ile. SOGLA ekibine çok teşekkürler. Aşağıda röportajın ilk kısmını ve devamı için bağlantıyı paylaşmak istedim.

…Ayşegül Güzel şu sıralar kendi sosyal girişimi Zumbara üzerinde çalışmalarını devam ettiren bir sosyal girişimci. İki yıl kadar önce Barselona’da çalışırken kullanmakta olduğu zaman bankası fikrini Türkiye’ye de getirmek aklına gelir. Zaman bankası fikrine odaklanır ve o yıl bu fikri hayata geçirmeyi kendisine hedef olarak belirler. Zaman bankası fikri Zumbara adıyla artık Türkiye’de. Biz Zumbara’yı merak ettik ve Ayşegül Güzelle bir röportaj gerçekleştirdik. Siz de kendinize “zaman bankası nedir?”, “Zumbara ne demek?” gibi sorular soruyorsanız, işte röportajımız

Zumbara blogu için yazdığım yazıyı burada da paylaşmak istedim…

Middle East Jam Fest adlı bir organizasyondaydım Ürdün’de. Zumbara sayesinde Orta Doğu’nun her bir yanından gelmiş, sosyal değişim yaratmaya çabalayan 26 inanılmaz kişi ile unutulmayacak bir tecrübe yaşadım.

Döneli 1 hafta oldu, ben de anca gerçekliğe dönebiliyorum zaten. Nasıldı sorusunu nasıl anlatacağımı bilemiyorum diye cevapladım bu 1 hafta boyunca. Gerçekten bilemediğimdendi. Ama deneyeceğim…

Öncelikle bulunduğumuz mekandan başlayayım. Wadi Rum çölü. Elektriğin, cep telefonunun, internetin, bilgisayarın, hiç bir şeyin olmadığı, zaman kavramının farklı anlam kazandığı inanılmaz Wadi Rum çölü. Korkunç güzellikteki dağlar arasında, kırmızı topraklar üzerinde yapılan buluşmalar, sihirli gök kubbe altında güne veda etme ve yeni bir güne merhaba deme, 1 hafta boyunca yalın ayak dolaşma özgürlüğü ve kum tanelerinin kirliliğimizi temizlemesine izin verme. Yani demem o ki doğayla tekrar, baştan bir bağlantı. Her an doğayı hissetme ve doğaya şükran duyma tecrübesi.

2. adım birbirimize bağlanma. Bu organizasyon bir konferans veya bir atölye çalışması değildi. Kısaca jam demişler adına, belki de en iyi açıklama yolu bu olsa gerek. Tek tek herkes kendini, tamamen kendini, iyisi, kötüsü, güzeli, çirkini, mutluluğu, mutsuzluğu… ile, her şeyi ile kendini getirmişti bu haftaya. Herkes, her an, tüm benliği ile tamamen orada, o an’da idi bu 1 hafta boyunca. Maskelerin yavaş yavaş çıkartıldığı, kişisel, derinlerde kalmış hikayelerin paylaşıldığı bu 1 haftada bir topluluk nasıl kurulur, bu topluluk üyeleri paylaştıkça birbirlerine nasıl bağlanır, her birimizde olan sevgi ve ilgi gösterme yeteneği nasıl ortaya çıkmaya başlar onu tecrübeledim. Günler geçtikçe şaşkınlığım daha da arttı. Orada, o zamanda bulunmam bir tesadüf değildi bence. Zumbara ile ilgili okuduğum, kafa yorduğum, tartıştığım, paylaştığım her ortamda sadece düşünce, söz ve yazı olarak ortaya çıkan ifadelerin çok kısa bir zaman içinde gerçekleşiyor olduğunu görmek, bana bir yerlerden yollanmış bir hediye idi bence:)

3. olarak ise kendime bağlanma aşaması vardı. Zaten Middle East Jam Fest’in kısaltması ME Fest idi. Tabii ben bunu sonradan anladım…Tamamen an’da bulunup, önyargılardan arınarak, hep içime odaklanabilme, niye sorusunun içsel araştırmasının tadına varma, ve bunu etrafımda bulunan herkesin de saflık ve dürüstlükle yapmaya çabaladığını bilip, diğerlerinin tecrübelerinden de öğrenme.

Ne kadar açıklayabildim bilemiyorum ama 1 hafta gibi kısacık bir zamanda kendime, önceden tamamen yabancı olan diğerlerine ve doğaya tüm içtenliğimle bağlandım. Mayasında sevgi olan bir topluluğun parçası oldum. 26 kişi “öbürü” olmaktan gerçek anlamda “arkadaş”a dönüştüler benim için. Son gün düşündüm de o 26 kişinin hiç bir detayını değiştirmezdim. Onları ve topluluğu oldukları gibi kabullenip, oldukları gibi sevdim.

Yani uzun lafın kısası, gelecek sene yapılacak Middle East Jam Fest başvurularını sakın kaçırmayın. Benden demesi!

Günaydın herkese, çok güzel bir günün sabahından 🙂

Bu gün benim için çok önemli bir gün. Sebebini biliyorsunuz aslında. Çok uzun zamandır emek verdiğim, kafa yorduğum, beni zaman zaman heyecanlandıran, sevindiren, üzen, yoran, dinlendiren kısacası tüm bu süreçte bir çok duyguyu ve olayı tecrübe etmemi sağlayan Zumbara (Zaman Kumbarası) bugün yayın hayatına başlıyor!!!

Bu sırada Zumbara’nın bir de günlüğü var. İlk 2 yazıyı sizlerle paylaşmak istedim:

Zumbara ile Getirilen Yenilik

Zaman Bankası Hakkında

Alternatif ekonomiler, alternatif yaşamlar veya zaman bankası sistemi ilginizi çekiyorsa mutlaka readerınıza ekleyin derim!

Ahhh onun dışında sosyal medyada daha fazla vakit geçirenler için:

twitter.com/zumbaradan

friendfeed.com/zumbara

Facebook Sayfası: Zumbara’yı Sevenler Kulübü

O zaman bugünkü moodumu anlatan bir şarkıyla yeni gününüze daha umutlu başlamanızı dilerim 🙂

Daha önce blogda Türkiye’ye dönüş sebebimden, kişisel bir projeden detaylı olmasa da bahsetmiştim. Galiba şimdi daha detaylı bahsetme zamanı. Çünkü beklenen gün yaklaşıyor. 1,5 yıllık bir çalışmanın ilk kapıları 1 Haziran’da 20 kişilik küçük bir gruba açılacak.

Projenin ismi Zumbara yani Zaman Kumbarası. Para yerine zamanın kullanıldığı yenilikçi bir paylaşım platformu. Zaman Bankası Sistemi + Sosyal Network. 26 ülkede uygulanan alternatif bir ekonomi olan zaman bankası sistemini ilk kez Türkiye’de uygulamaya başlayacağız.

1=1 ilkesi ile çalışan zaman bankası sistemi şöyle der; birisine bir saatlik yardım et, karşılığında bir saat kazan ve bu kazandığın bir saat ile dilediğin zaman topluluktaki istediğin kişiden bir saatlik bir servis al. Bu kadar basit. Uzun vadede amacımız güven, karşılıklılık ve ilişki yaratmak. Hep birlikte deneyimliyor olacağız fikri.

Fikir hakkında detayları 1 Hazirandan itibaren paylaşıyor olacağım sitenin blogunda, Facebook, Friendfeed ve twitter sayfalarında.

Ancak 1 Hazirandan önce daha detaylı bilgi isterseniz, etohum TV’de yayınlanan Zumbara videosuna göz atabilirsiniz.

Ve unutmadan, Mayıs ayının NetSquared İstanbul toplantısı bu perşembe saat 19.30’da Galata’da bulunan Enginar Cafe’de gerçekleşiyor. Bu ay Zumbara, Zaman Bankası ve alternatif ekonomilerden bahsediyor olacağız. Gelirseniz çok seviniriz 🙂

Görüşmek üzere,

Herkese mutlu paylaşımlar!!!!

%d blogcu bunu beğendi: