Barselona şehri yarattığı başarılı marka sonucu çok fazla turiste ev sahipliği yapmakta. Her ne kadar turizm şehir için önemli bir ekonomi kaynağı olsa da, Barselona hükümeti şehrin hayat kalitesini koruyabilmek için her şeyi kabullenmiyor gözükmekte. Bunu şehrin her yanına, özellikle turistlerin uğrak yeri olan merkeze yayılan afişlerde görebilirsiniz.

Bisiklet kullanmayı alışkanlık haline getirenler için, bisiklet sadece bir ulaşım aracı değildir şüphesiz. Bisikletler romantiktir…

Özgür olduğumuzu hatırlatırlar. Şöyle güneşli bir günde, kulağımızda yankılanan sevdiğimiz bir müzik ile birlikte, tüm kaygılardan kolaylıkla uzaklaştırabilirler bizi.

Bunun yanında günümüzde kullanılan diğer ulaşım araçları ile karşılaştırdığımızda, bisiklet en temiz ve sürdürülebilir olanıdır. Kendi enerjisini kendi yaratacak kadar mütevazidir kendisi.

Yaptığım girişten anladığınız kadarı ile 2. benchmarkımız bisikletler ile ilgili, Barselona ve Kopenhag’dan geliyor bu sefer.

Bicing Barselona’da kullanılan, belediyenin sağladığı toplu taşıma araçlarından biri. Alternatif bir toplu taşıma aracı diyebiliriz. Amaç bir bisiklet istasyonundan aldığınız bisikleti, gideceğiniz yerdeki, şehrin başka bir noktasında bulunan diğer bir bisiklet istasyonunda bırakmak.

Tüm şehire yayılmış durumda bulunan 400 tane bisiklet istasyonu bulunmakta, toplamda 3000 adet bisiklet kullanılmakta sistemde.

Sistemde bulunan bisikletleri kullanabilmek için, yıllık kayıt yaptırmış olmak gerekiyor. Kayıt yaptırdıktan sonra, evinize gelen RFID kartınız ile sistemi kullanmaya başlıyorsunuz. Her bisiklet istasyonunda, kartı okutabileceğiniz ekranlar bulunmakta. Böylelikle sistem kim olduğunuzu tanımakta, siz de ödünç aldığınız bisikletin sorumluluğunu üstlenmektesiniz.

Sistemin esas amacı bisikletleri kısa ve orta mesafeler için kullanmak. İlk 30 dakika için kullandığınız bisikletler ücretsiz. Diğer her 30 dakika için 50 cent ödemeniz gerekmekte. Bir seferde en fazla kullanabileceğiniz süre ise 2 saat.

Bicing tarzı sistemlerin benzeri Toulose, Lyon ve Paris’de de bulunmakta.

Bunun dışında geçenlerde bir sergide karşılaştığım Kopenhag’da kullanılmakta olan diğer bir bisiklet sistemi de ilgi çekici. Bisikletin içine entegre edilmiş bozuk para sistemi ile, bisikletleri kart gerekmeden kullanabiliyorsunuz. Yine bisiklette bulunan şehir haritası da turistler için çok kullanışlı olsa gerek.

7 tepeli İstanbul’da bisiklet kullanmanın ne denli zor olduğunu biliyorum, ancak kolaylaştırmak için hiç bir şeyin yapılmadığı da unutulmamalı. Bu alanda neler yapılabileceği konusunda hali hazırda bir çok yaratıcı örnek mevcut.

Bu alanda bir şeyler yapılana kadar, bisikleti olan şanslı azınlık için: Bisikletli, huzurlu, özgür ve mutlu bir gün geçirmeniz dileği ile!

COP (United Nations Climate Change Conference)15‘e sayılı gün kaldı. 7-18 Aralık tarihleri arasında gerçekleşecek konferans dünyanın ve sonuç olarak bizlerin de geleceğini doğrudan etkileyecek önemde!

Yani gündemde küresel ısınma var. Ben de konuyla ilgili olarak sizlerle bir kaç tane benchmarking paylaşmak istiyorum. Benchmarkingler Barselona ve Kopenhag’dan. Bunları 2 post halinde okuyor  olacaksınız.

İlki Barselona’da son 3 yılda bire bir izlediğim belediyenin geri dönüşüm kampanyası ile ilgili. 3 yıl önce Barselona’ya taşındığımda günlük hayatta geri dönüşüme hiç bir şekilde katkıda bulunmuyordum. Ta ki bir gün posta kutumda, geri dönüşümün neden ve nasıllarını çok basit ve pratik şekilde anlatan bir kitapçık alana kadar.

Kitapçıktan bir kaç gün sonra yine posta kutumdan evde geri dönüşüm yapmamı kolaylaştıran rengarenk cam/kağıt/plastik torbalarımı aldım ve tabi ki yanında alışverişe çıkarken kullanmam gereken bez torbam.

İlk geri dönüşüm tecrübem benim için inanılmazdı. Plastik, kağıt ve camları ayırmaya başlamıştım ve 2 günün sonunda biriken plastikleri görmek gerçekten tüketim alışkanlıklarımı sorgulamama yetti. Ve 3 yılın sonunda diyebilirimki, belediyenin inisiyatifi ile başlayan geri dönüşüm, şu an hayat tarzıma dönüşmüş durumda. Yarattığım çöpleri ayırmaktan, alışveriş tercihlerime kadar bir çok alanı etkilemekte bu tecrübe.

Bugün sokakta gördüğüm yine belediyenin billboardları, Barselona’da değişimin devam ettiğinin bir göstergesi. Şehre tamamen yayılmış olan kağıt, plastik ve cam çöp kutularının yanına organik çöp kutuları da ekleniyor bu günlerde. Zaten ilk 3 maddenin geri dönüşümünü yaptığınız takdirde normal çöp kutunuzda kalanlar organik atıklar.

Geri dönüşüm konusunda belediyelerin, hükümetlerin, bireylerin ve şirketlerin birlikte çalışıyor olmasının şart olduğuna inanıyorum. Belediyelerin ve hükümetlerin aldığı insiyatifler ile başlayan geri dönüşüm tecrübesi, bireylerin hayat tarzını bire bir etkilemekte. Ve bu etki bireyleri sorumlu tüketicilere dönüştürerek, şirketlerin üretim, dağıtım ve pazarlama alanındaki bir çok kararını yeniden gözden geçirmelerine sebep olmakta.

Bu konuda okullarda verilen eğitimin de tüm ailenin alışkanlıklarını etkilediğini belirtmek istiyorum. Okulda aldıkları eğitim sonucunda eve gelen çocuklar, ailelerinin neden geri dönüşüm yapmadığını sorgulamakta ve ailelerini buna zorlamaktalar.

Türkiye’de geri dönüşüm alanında neler oluyor, belediyenin bu konuda alacağı insiyatifler neler fikri olan var mı?

%d blogcu bunu beğendi: