Sosyal girişimcilik son yıllarda artmakta

Kasım 3, 2009

Sosyal sorunların çözümünde innovasyon kullanmak olarak özetleyebileceğimiz sosyal girişimcilik konsepti son yıllarda oldukça önem kazandı. Sosyal girişimcilik yeni bir kavram değil. Tek bir kişinin tutkularının peşinden gitmesi ile, çok büyük sosyal sorunları çözebileceğini tarih boyunca gördük. Ancak bu alanda çalışan, sosyal girişimcileri gerek maddi gerekse stratejik anlamda destekleyen organizasyonların artmasının sosyal girişimciliğin artmasına direk etkisi var.

Bu kurumlara bir kaç örnek vermemiz gerekirse;

Bill Drayton’ın 1981 yılında kurduğu Ashoka, “Everyone a changemaker” sloganı ile dünyanın değişik yerlerinde bulunan 2000 sosyal girişimciye maddi ve stratejik yardımda bulundu şimdiye kadar.

Skoll Foundation, bu organizasyonlara diğer bir örnek. Ebay’in kurucu ortaklarından Jeff Skoll, ebay’den ayrıldıktan sonra, sosyal girişimcilere destek verebilmek amacı ile bu organizasyonu kurdu.

Echoing Green‘de 1987’den beri toplam 450 sosyal girişimciye, 27 milyon $ değerinde destek vererek, tutkusu sosyal değer yaratmak olan insanların hayallerini gerçekleştirmelerini sağladı.

Bunun dışında her geçen gün yeni bir üniversite de sosyal girişimciliği eğitim programlarına dahil etmekte. Stanford Graduate School of Business, Harvard Business School, Berkeley, Oxford University, London School of Economics bunlardan bir kaçı.

Ayrıca Türkiye’de de Boğaziçi Üniversitesinde bu yıl SOGLA( Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi) çalışmalarına başladı. SOGLA sosyal girişimciliği gençler arasında yaymayı ve bu alanda Türkiye’nin öncü genç liderlerini yetiştirmeyi amaçlayan bir sosyal girişim projesi.

Tüm bu çabalar gerçekten umut verici. Ancak yeterli olup olmadığı tartışılır. 2009’un 3. çeyreğinde ABD’de normal start-uplara yapılan yatırımlar $1.6 milyar’ı buldu. Bu da Ashoka’nın 28 yılda yaptığı yatırımların 10 katı değerinde.

Dünyayı daha yaşanılır hale getirmek tek sosyal girişimciler ile başarılabilecek bir şey değil. Bu amaca ulaşabilmek için toplumun tüm kesimlerinden destek şart. Ve bu desteğin global anlamda gelmesi bu değişimi daha da hızlandıracak bir etkiye sahip. Şirketler, hükümetler, belediyeler, tüketiciler, vatandaşlar, STKlar, üniversiteler hep birlikte sosyal sorunların çözümü için bir araya gelmenin yöntemlerini bulmalıyız.

Reklamlar

6 Responses to “Sosyal girişimcilik son yıllarda artmakta”

  1. caglar Says:

    İçinde bulunduğumuz sistemin baskın & etkin rollerine sahip toplumsal sınıfları (iş adamları, politikacılar vb.) içinde bulunduğu durumdan (ki bulunduğumuz duruma en büyük katkıyı yapmalarına rağmen) neden kendilerinin doğaya insana ve topluma verdikleri hataları ve acıları sanki kendi yaratmamışcasına merhem sürmeye çalışıyorlar anlayabilmiş değilim.

    Tabiki eğer bu alan aynı zamanda farklı bir rant alanı oluşturmayacaksa o ayrı tabi.

    • aysegulguzel Says:

      Slm Çağlar. Yorumun bana değinmek istediğim bir kaç noktayı hatırlattı.
      1. sosyal girişimciler genelde tek kişilik veya küçük şirketler. Lokal topluluklardan güç alıyorlar. Çünkü sosyal sorunlar, sorunları yaşayanların desteği olmadan çözülemiyor.
      2. Dünya bu anlamda yeni bir düzene giriyor. Daha küçük topluluklar, startuplar, küçük şirketler. Ve tüm bu değişim ortamında eski etiketlerin ve genellemelerin değişmesi gerektiğine inanıyorum. Büyük şirketlerin ve politikacıların büyük etki yaptıkları doğru. Ancak hepimizin aynı gemide olduğu unutulmamalı. Yaşanacak tek bir dünya var(en azından şimdilik 🙂 )ve dünyada karşılaştığımız sorunların büyük şirketlerin ve politikacıların desteği olmadan çözülmesi neredeyse imkansız.
      3. Para kazanmanın kötü bir şey olduğunu düşünmüyorum bu sırada. Ekonomik ilerleme sürdürülebilir gelişmeyi ve hayat kalitesini beraberinde getiriyor. Tabi sosyal ve çevresel gelişme ile dengelendiği takdirde.

  2. caglar Says:

    Selam Ayşegül

    Yani senin demek istediğin şu yanılmıyorsam (Yanlışım varsa düzelt)

    1. Söylediğinde seninle hemfikirim.Yani bu işin nüans noktası sorunları bir fiili gündelik hayatına nüfuz etmiş insanlar tarafından çözülür ve/veya çözülmesi gerekir.

    2. söylediğinle hemfikirim ancak 🙂 Global şirketler ve onların CEO ları bağzı gerçekliklerin farkında değiller (yada farkında olmak istemiyorlar).Evet şu anki yaşam popilasyonumuzda mutluluğa ve umuda dair ciddi kırılma noktaları sözkonusu ve bu tüm toplumsal sınıflar ve diğer bileşenler tarafından ciddi bir şekilde hissediliyor.Çok ciddi gelirlerde alsanız farklı bir fukaralığın içinde buluyorsunuz kendinizi.Ya aşırı çalışma saatlerinden sosyal yaşantınıza dair bir yoksulluk beliriyor hayatınızda .Geliriniz bol ancak bu geliri tüketecek zaman yaratamıyorsunuz yada normal çalışma saatleriyle standart bir çalışan olarak çalışsanız bile bu sefer maddi anlamda bir yokluğun içinde çırpınıyorsunuz.Yada elit denilen o yüksek gelir durumunda olsanız bile.Gelir dağılımındaki adaletsizliklerden kaynaklı bir müptela tarafından Taksim in ortasında falçatayı böbreğinize yiyebiliyorsunuz.

    Yani evet Nike’ın Afrika’daki açlığa karşı mücadele veren Unicef’e testek verirken.Bu sosyal sorumluluk projelerinde kilit bir noktada yer aldığı ve yeni açılımlar yaratabileceği düşünülebilir.Ancak Nike’ın Latin Amerika ve Afrikada (Aylığı 3$ dır) çocuk işçi çalıştırdığı gerçeğini değiştirmez.Bu konuda Amerika’da özellikle RATM (Rage Aganist The Machine) in de desteklediği Unit adında bir kuruluş var.Raporlarına bir göz atın derim.

    Yada durumu farklı bir örnekle sürdürelim.Bildiğiniz gibi çevre konusunda artık eskisi kadar cahil olmadığını idda eden egemen baskın bir kültür çöktü bu aralar üzerimize.Ancak çevre konusunda bu duyarlılığı gösterdiğini idda eden şirketlerin aynı zamanda daha yeşil bir üretim sürecine dair bir yatırımları söz konusu değil.Yani mevzu sadece markette kalıyor.Tüm bunlar olurken anlıyorsuzunuz ki belli bir noktadan sonra şirketler sosyal duyarlılığınızıda sömürerek yeni bir gelir alanı oluşturuyor kendine.

    Keza içinde bulunduumuz sistem rekabet ve tüketim üzerine ivme kazanan ve büyüyen bir sistem ve buna müthabık sosyal sorumluluk projelerinin kar marjinalli olmamasından kaynaklı çok ciddi bir şey olacağını düşünüyorum.

  3. caglar Says:

    Ancak tüm bunların dışında güzel şeylerde olmuyor değil.Dünya açık kaynaklı iş modelleri ile maliyetini düşürerek ve üretiği ürünleri kolektif bir hale getirmeyide öğrendi bu zaman diliminde.

    Yada şirket kavramının tek başına kar eksenli olmayan modellerini nonprofit organisation’ları keşfetti ve aynı zamanda bu kurumların da tekeller tarafından köşeye sıkıştırılmak istendiğine şahit oldu.

    Her şey bir yana içinde bulunduğumuz tüketim faciyası yada kolektif delilik ne derseniz deyin.Sistem içinde kendi çıkmazlarına çözüm üretemiyecek belki ancak bir devinim sürecine girecek.Bundan daha doğal birşeyde olmayacağı kanaatindeyim.

    • aysegulguzel Says:

      Slm Cağlar,
      Aslında sosyal değişim hakkında konuşulan ortamlarda öne çıkan konulardan birine değinmişsin. Hiç birimize uzak olmayan konular. Birçok ortamda, yaşadığımız düzendeki sorunlar hakkında konuşuyoruz, çünkü bu sorunlar hayat kalitemizi doğrudan etkilemekte.

      Sosyal girişimcilik işte tam da bu noktada farklılaşıyor bence. Aksiyon alıyorlar sorunların çözümü için. Etkileri hala küçük de olsa, sosyal girişimcilerin sayısı her geçen gün artmakta. Sosyal teknolojileri kullanarak birbirlerine sürekli ilham veriyorlar. Yani bahsettiğimiz rekabet kavramından farklı çalışmaktalar. İnternette #social changes, #social technologies, #social entrepreneurship tarzı birkaç kavramı araman bile eminim seni şaşırtacak  Bu sırada twitter sosyal girişimcilerin muhabbet yeri! Sosyal girişimciler, şu an yaşadığımız dünyada birçok sorunla karşılaşıldığının farkındalar. Ancak bu sorunlara karşı bir şeyler yapmayı seçiyorlar. Bu çok umut verici!

      Bunun dışında şirketlere ve politikacılara gelince. Evet, doğru, çok fazla kötü senaryo var. Sanki birileri dünyanın bu hale gelmesini istedi ve şimdi biz onu yaşıyoruz gibi. Ancak böyle düşünmenin sorunun çözümüne katkısı olduğunu sanmıyorum. Bir süreçten geçiyoruz ve bu süreçte her geçen gün daha fazla sorumluluk alanlar tüketiciler oluyor. Şirketlerin her geçen gün daha fazla sosyal sorumluluk projesi desteklemesi de bu yüzden. Bu kötü bir şey değil kesinlikle. Tüketiciler (yani bizler) daha sürdürülebilir bir dünya istediğimizde şirketler (yani bizler) de bu ihtiyacı nasıl karşılayacağımızı planlayacağız. Sürdürülebilir bir dünya ise kaynakları daha akıllıca kullanarak mümkün. Ekonomik, sosyal ve çevresel katkı sağlamak şart.

      Bence hepimizin kafası karışık biraz. İşlerin bu kadar sarpa saracağını düşünmemişti kimse. Daha fazla tüketecek daha fazla mutlu olacaktık. Ama ne biz olduk ne de dünyayı mutlu ettik. Ama bu dönemin farkı bence sadece bir şeylerin farkına varılmasıyla kalmayıp, çözüm için bir şeyler yapılmaya başlanan bir dönem olması. İnternet ve keşfedilen birey kapasitesi bu değişimi sürdürülebilir ve etkili yapacak araçlardan.

      Yani ben olumluyum! Umarım senin de dünyanın geleceği ile ilgili umutlarını arttırabilmişimdir biraz 🙂

  4. Çağlar Says:

    :)) Ümit tuaf bir uğursuz miras aslında.Bir o kadar sömürülmeye meyilli, bir o kadarda hayatla olan tek organik bağın.Ümit etmeden yapamıyor insan.Birde gerçeklerin verdiği manzara bu kadar ağır olmasa :))


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: